DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİLERİ, AKILLI KONTRATLAR VE ARACISIZLAŞMA (Bir Ön İnceleme)


Hepimiz BitCoin ve Blockchain kavramlarına aşinayız artık sanırım. Hemen her yerde bu kelimeleri duymak mümkün. Ama işin mantığı konusunda ne kadar bilgiliyiz bilemiyorum ya da söz konusu kavramların bu yazının başlığı ile ilişkisi konusunda haberdar mıyız?

BitCoin biliyorsunuz “dijital bir mübadele aracı”. BitCoin hakkında genel kabul gören “dijital para” ifadesini kasıtlı olarak kullanmadım keza bu noktada hala dünya üzerinde bir konsensüs bulunmuyor. Bu “trampa aracı”nın hukuken para olup olmadığı konusunda çok detaya girmek doğru olmaz bu yazı açısından. Ancak BitCoin ve daha sonra türeyen Etherum, LiteCoin, Ripper ve diğer mübadele araçlarının mal ve hizmet alım satımında kabul gördüğü ve değer biriktirme aracı olarak kullanıldığı bir gerçek.

Ancak yazımızın temel noktası, Bitcoin’le birlikte gündemimize oturan ve daha sonra Bitcoin’den ayrılarak farklı uygulama alanlarının araştırıldığı “blockchain” mimarisi.

Blockchain mimarisi temelde BitCoin kullanımında “çifte harcama” (double spending) riskinin ortadan kaldırılması ve “sistem”e güven ve anonimite kazandırmak amacıyla oluşturulan, ya da zorunlu olarak oluşan, bir mimari. Bitcoin ve blockchain kavramlarının mimarı Satoshi Nakamoto’nun 2009 yılındaki çalışması aslında aracıların (bankaların) olmadığı bir para transfer sistemi üzerine yazılmıştı biliyorsunuz. Öngörülen yapıda kişiler para transferini “dijital coin” ile gerçekleştirecek; söz konusu paranın transfer eden kişinin elinde olduğu, “proof of work” denilen bir teyit işlemi vasıtası ile doğrulanacak; ve her doğrulanan transfer işlemi (transaction) sistemde bulunan tüm “node” (miner, madenciler, uç) ların, kısacası sistemdeki herkesin, hemen ulaşabileceği bir deftere (blockchain) kaydedilecektir. Proof of work işlemi ciddi anlamda bir bilgisayar gücü gerektirdiğinden, teyit işlemini gerçekleştiren uca ise emeği karşılığında BitCoin hediye edilecektir. Bu konuya ilişkin çok daha detaylı ve teknik bilgiye SPK’da uzun zaman birlikte çalıştığım, eski Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Abdurrahman ÇARKACIOĞLU’nun hazırlamış olduğu çalışmada bulabilirsiniz.[1]

Blockchain mimarisinin finansal piyasalarda uygulanmasının farklı avantajları farklı çalışmalarda iade edilmekle birlikte konumuz itibariyle dörtlü bir sınıflandırma daha doğru olur kanımca. i) birden fazla yerde tutulan verilerin tek bir “defter” de toplanmış olmasının sağlayacağı maliyet ve operasyonel avantajlar (multiple versions of truth); ii) teknolojik saldırılara açık olmanın getirdiği risklerin önlenmesi (vulnerability to technological treats); iii) çok karmaşık bir ilişkiler ağının yürütülüyor olması (unnecessariliy complex); iv) 7/24 fonksiyon sağlayamama

Blockchain mimarisi teorik olarak sonsuz sayıda “node” içerebilecektir. Ancak bu yapının, özelde sermaye piyasalarına genelde ise finansal piyasalara uygulanması daha farklı bir yaklaşımı gerektiriyor. Sermaye piyasalarına giriş lisansa tabi olduğundan daha çok “private network”ler, ya da sınırlı sayıda nodeların yer aldığı bir sisteme dönüşüyor. Sanırım literatürde bu yapılara dağıtık defter teknolojileri (distributed ledger technologies) tanımı bu nedenle uygun görülmekte. Anonimite yine sağlanacak ancak daha az sayıda ve girişin lisanslı olduğu bir teyit mekanizması ile işlemler deftere kaydedilecektir. Anonimite aslında bir yandan da tek bir yapıda toplanan ve operasyonel risk, hacker saldırıları ya da diğer nedenlerle ortaya çıkabilecek “veri kayıpları” ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır. Keza işlemlerin kaydedildiği defter, nodeların tamamında ve birbirinin aynı olarak saklanmaktadır. Değiştirilme riski düşüktür keza herhangi bir değiştirme geriye dönük tüm kayıtların değiştirilmesi gerektirir. Sadece bir işlem için harcanan bilgisayar gücü dikkate alındığında tüm defterin yeniden yazılması ya da değiştirilmesi, imkânsız değilse bile, buna yakın güçlüktedir.

Ancak buradaki sıkıntıların en önemlisi, finansal işlemlerin para transferlerinde ya da dijital mübadele araçları ile yapılan mal ve hizmet alımından daha karmaşık özellikler göstermesidir. Örneğin bir swapta vade vardır, faiz oranı, iki farklı para birimi, bunların değişimi vs. Bunca karmaşık işlemin tek yönlü işlemlerle yönetilmesi doğal olarak mümkün değil. İşte bu noktada devreye “akıllı kontratlar” (smart contracts) giriyor. Akıllı kontratlar, hepinizin kolayca tahmin edebileceği gibi, yazılı kontratların (finansal sözleşmelerin) bilgisayar yazılımı dilinde kodlanmış halidir. Aslında dağıtık değer teknolojilerinin finansal piyasalara uygulanmasındaki en önemli açmaz da ağırlıklı olarak işlem gören finansal sözleşmelerin akıllı kontratlara dönüştürülmesinde yaşanan sıkıntı gibi duruyor. Bu konuda ciddi merhale kaydedilmiş olmakla birlikte uygulanabilir bir çözüm halen görünmüyor. Özellikle hukuksal alandaki sıkıntılar nedeniyle.

İster blockchain deyin ister dağıtık defter teknolojileri, temel ihtiyaç, eğer varsa, aracılık maliyetlerinin düşürülebilmesidir. En basit örneği ile, takas işlemlerinin dağıtık defter teknolojileri ile gerçekleştirilebilmesi durumunda, kredi riskinin ortadan kalkacağı, bu anlamda merkezi karşı taraflara ihtiyaç duyulmayacağı en önemli artılar olarak tartışılmakta uluslararası çalışmalarda. Merkezi karşı taraf üyeliği, teminatlar, üyelik şartları gibi unsurlar dikkate alındığında aslında hiç de yabana atılacak bir kazanç olmasa gerek. Ya da halihazırda zaten bir defter niteliği taşıyan “kaydi sistem kuruluşları”nın üstlenmiş olduğu fonksiyonunun bir kurum tarafından değil de tüm sistem tarafından yerine getirilmesi tercih edilebilecek bir yöntem olabilir mi? Bu konuda canlı örnekler de söz konusu, Avustralya Menkul Kıymetler Borsası CHESS takas sistemini 2017 sonunda dağıtık defter teknolojisine taşıma konusunda piyasa katılımcıları ile birlikte çalışıyor, NASDAQ nitelikli yatırımcıya yapılan bir satışı dağıtık defter teknolojisi üzerinden gerçekleşirdi, genel kurullarda oy kullanım işlemlerinin dağıtık defter teknolojileri ile gerçekleştirilmesine ilişkin çalışmalar ciddi şekilde yürütülüyor…örnekleri çoğaltmak mümkün.

Çok başlangıç aşamasında olan bir teknolojik gelişmenin finansal piyasalarda uygulanmasına ilişkin çözülmesi gereken bir çok sorun ve engel olduğu aşikar. Ancak görünen o ki, gelişmiş finansal sistemlerde bu konuda çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Hatta IOSCO, BIS gibi uluslararası kural koyucular, İngiltere Merkez Bankası, İngiltere Finansal Piyasalar Düzenleyici Otoritesi gibi yerel otoriteler bu konuda tavsiyeler, prensipler en azından değerlendirme raporları yayımlıyor; DTCC, SWIFT gibi uluslararası kuruluşlar bu konuda ciddi yatırımlar yapıyorlar. Merak edenler için benim görebildiğim bu konuda en önemli iki oluşumun, özellikle de üye kuruluşların kimler olduğunu girebilmeniz açısından, incelenmenizi tavsiye ediyorum[2].

Teknolojik gelişmelere en iştahlı sektör finansal piyasalar olsa gerek. FinTech hepimizin dilinde sihirli bir sözcük gibi. Kimi zaman görece küçük olmanın avantajlarının olduğunu kabul etmek gerekiyor. Gelişmiş ve birbiriyle çok ilişkili finansal piyasaların bu konuda karşılaştığı en önemli sorun standardizasyonun, moda deyimi ile ulusal ve uluslararası “paydaşlar” arasında koordinasyonun sağlanmasında zorluklar gibi görünüyor. Belki de bu kadar girift ilişkilerin henüz oluşmadığı bir piyasa olarak bu konuda hızlı adımlar atılması, atılmasa bile üzerinde düşünülmesi en azından bu konuda rakiplerimizden önde olmamızı sağlayabilir.

[1] http://www.spk.gov.tr/yayingoster.aspx?yid=1130&ct=f&action=displayfile

[2] https://www.r3.com/

https://www.hyperledger.org/projects/fabric